BALLICA
MAĞARASI HAKKINDA BİLGİLER
Mağaranın
Bulunduğu Yer:
Ballıca
Mağarası, Tokat'ın 26 km. güneybatısında bulunan pazar ilçesinin 7 km. güneydoğusundadır.
(İlişik yer krokisine bakınız.) Tokat-Mağara arası 33 km.'dir.
Mağaranın
İlk Bulunuşu ve Daha Önce Yapılan Araştırmalar:
Türkiye Mağara Araştırma Derneği'nin devamı olan, Ankara'daki Mağara
Araştırma Derneği MAD'ın speleolog-ları 1987 yılının kasım ayında ilk
incelemelerini, 1990 yılı aralık ayında da ikinci incelemelerini yapmışlar
ve mağaranın haritasını çıkarmışlardır (MAD Bülteni, sayı 8, Kasım
1991).
Ballıca
Mağarası'nın ilk bilimsel incelemesini, Tokat Valiliği'nin istemesiyle
Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi'nden Prof. Dr. Baki Canik ve Araştırma Görevlisi
Mehmet Çelik'ten oluşan bir ekip, 13-15 Ocak 1992 tarihinde yapmışlardır.
Ballıca Mağarası'nın en kapsamlı speleolojik araştırması, Maden Tetkik
ve Arama Enstitüsü Jeolojik Etüdler Dairesi'ne bağlı Mağara Araştırmaları
Bölümü'nden Dr. Jeomorfolog Lütfi Nazik başkanlığındaki Bekir Aksoy,
Emrullah Özel ve Hamdi Mengi'den oluşan ekip tarafından 1994 yılında yapılmıştır.
MTA Mağaracılık Bölümü'nün yaptığı bu ayrıntılı araştırmada
mimari ve uygulamalı elektrik ve ışıklandırma projeleri de yer almıştır.
MTA Mağaracılık Bölümü bu tarihten sonra, Ballıca Mağarası'nı
topyekün ele almış ve turizme açılma aşamasına kadar zaman zaman
incelemelerini sürdürmüştür. En son olarak da 14.05.1998 tarihinde bir
uygulama projesi kontrol raporunu hazırlamıştır.Ballıca Mağarası, Turizm
ve Tanıtma Bakanlığı uzmanlarınca da incelen mis ve çevre projesi yapılmıştır.
Mağaranın inşaatı Tokat il
Özel İdaresi'nce yaptırılmıştır.
KISA BİLGİLER
Ballıca Mağarası kristalleşmiş kireçtaşlarından meydana gelmiştir.Sınırlı
kireçtaşı oluşumu göz önüne alındığında, mağaranın hacmi inanılmaz
derecede büyüktür.Buradaki kireçtaşlarının yatağı yoktur;özürlü ve kırılmıştır
ayrıca çatlaklar kalsiyum karbonatla doldurulmuştur.
Kireçtaşı %96 kalsiyum karbonattan
oluşmuştur.Bu taşın karstik yapısı karsit çukurları, yutak delikleri,
aralıklı satıhlarda oluşmuş havalandırma bacaları ve klintleri içerir.Kireçtaşının
kırık yapısı ve kimyasal oluşumu karstikleşme kontrolünün ve mağaradaki
sütun,sarkıt ve dikitlerin şekillenmesinin ana faktörleridir.Mağara (KD-GB(l)
ve KB-GD(2)) Kuzeydoğu-Güneybatı(l) ve Kuzeybatı- Güneydoğu(2)
istikametine yönelen iki ana galeriyi ve bu galerilere açılan oda ve salonları
kapsar.2.Kattaki galerinin normal fay serilerine bağlı olarak kademe kademe
seviyesi azalırken 1.Galeri taşdamlalı bir zeminden oluşur.Mağaradaki düşmüş
bloklar bölgesel depremler sonucu kırılmış olabilir, l .Galeride sarkıtlar,
dikitler, kolonlar, sarkan taşlar, perdeler, makarna biçimli sarkıtlar,
damlataşları, havuz-lar ve mağara incileri bulunur.Bütün bu mağara oluşumu
tipleri ve (benzersiz dikitlerle) 6.5 metrelik bir sarkıtı da kapsayan birçok
farklı çeşitteki sarkıt şekilleri 2.Galeride de bulunur.
Arka
arkaya oluşan karstik ve tektonik depremlerin mağarayı bütünüyle etkilediğine
dair kanıtlar bulunmuştur.En belirgin bulgular ise:
a)Mağara
içerisinde sızıntı sulardan kaynaklandığına inanılan yüzeysel
travertenlerin varlığı;
b)Fay
boyunca devam eden mağara girişi;
c)Mağaradaki
düşmüş bloklar;
d)Kalm
sütunlardaki yatay kırık izleri;
e)Uzun
zamandır Çöküntü Salonu seviyesinde kalan yeraltı suyu ve duvar içlerindeki
görülebilen yatay çizgilerin işaret ettiği ikincil maden oluşumları;
f)Yeni
Salonun aşağı bölümlerindeki serbest sarkıtlar ve uzun dikitlerdir.
Ballıca
mağarası büyük bir olasılıkla 3.4 milyon yıl önce oluşmaya başlamış
ve bölgesel iklim şartlarına bağlı olarak son zamanlara kadar gelişimini
devam ettirmiştir.
TANITIM
Ballıca Mağarası Orta Karadeniz Bölgesinde bulunan Tokat'ın bir
kasabası olan Pazar'ın güneyinde 8km boyunca uzanır.
Yaklaşık 680 metre boyunda ve 95 metre yüksekliğindedir. Dünyada ki tüm
mağaralarda bulunan bütün oluşum çeşitleri Ballıca Mağarasında
mevcuttur. Bu oluşumla da Soğan sarkıtlar sadece Ballıca mağarasında
bulunmaktadır. 1995 yılında turizme açılan mağarayı yurtdışından ve
yurtiçinden binlerce turist ziyaret etmektedir. Mağaranın yaşının 3.7
milyon yıl olduğu bilim adamlarınca ifade edilmektedir.
Yüzey jeolojisi ve mağara haritalandırma çalışmaları Ocak 1992'de
başlamış ve Ocak 1995'te tamamlamıştır.Mağara galerileri Mağara Araştırma
Derneği tarafından 1992'de haritalandırılmıştır. Sonraki hari-talandırmalar,
Türkiye Maden Tetkik ve Araştırma'nın (MTA)genel yönetimi altında, 1994'te
Mağara Araştırma Projesi'ne bağlı bir takım tarafından yürütülmüştür.Tamamlanmamış
orijinal harita yapılırken derlenen MTA haritasından destek alınmıştır.
Ballıca Mağarası Tokat Dağı'nın başkalaşmış şistleri üzerinde
uzanan karstik kristal kireçtaşıyla oluşmuştur.Mağaranın içerisinde yer
alan kristalleşmiş kireçtaşı kütlesinin yüzey alanı yaklaşık 30
hektardır.Tektonizm ve karstikleşmenin sonucu olarak, bu oluşumun derin
yerlerindeki çözelti boşlukları mağaraya bir yükselti sağlamıştır.Kireçtaşlarının
sınırlı yüzey boyutuna rağmen bilinen mağara 680m. uzunluğunda ve geniş
kapsamlı karstikleşme gösteren 6.500 metrekarelik bir alanı kaplamaktadır.
Bu çalışma Ballıca Mağarasının hidrojeolojik ve mağara özelliklerini
test etmek üzere başlatılmıştır. Çalışmaların sadece bu safhasının
tamamlanmasına rağmen, mağara birçok ziyaretçiyi çekmeye devam edecektir,
çünkü mağaranın her bölümü mağara şekilleri açısından oldukça
zengindir.
COĞRAFİ
YAPI
Pazar kasabasının kuzeyinden akan bölgenin en geniş ırmağı,Yeşil
ırmak'tır.Diğer ırmaklarda Yeşilırmağa karışmaktadır.Mağaranın 50m.
güneybatısındaki İnderesi kısa ömürlüdür ve mağaranın yer altı
suyunu besler.Mağaranın kireçtaşından ibaret olan tepesinin en yüksek
noktası 1.306m'dir.Mağara giriş yükseltisi 1.085m'dir.Bölgenin en yüksek
tepesi Akdağ ise 1.916m'dir.
Çalışma alanı çayır bitkileriyle kaplıdır ve bu
bitki örtüsü aralıklı kayalıklar boyunca mağaraya süzülen yağmur
suyunun COı açısından zenginleşmesine sebep olur.Tokat ,Turhal'daki
Meteoroloji Rasathanesi'nden alınan verilere göre alana düşen yıllık yağış
miktarı ortalaması (1933-1990 arası) 413.4mm'dir.
JEOLOJİK
YAPI
Paleozoik Tokat Dağı'nın kahverengi,yeşil-sarı ve siyah şistleri
Ballıca mağarası'nın etrafındaki alanın büyük bir bölümünü kaplar.
Birimdeki şistli yüzey yatağından farklıdır.Şistler lepidogranoblastik
bir dokuya sahiptir ve genelde fîlit, klorit,kuvarz,şist ve kalk şist tipleri
vardır (Abbas Novınpour,1993).Bunlar temel olarak basınçtan dolayı bükülen
kalsiyum karbonatla kuvarz kalsiyum karbonat, klorit ve serisit madenleri içerir.Kuvarz
kristalleri katalistik bir doku gösteren kısmen ince çatlaklar halindedir.Kırık
ve çatlaklar ikincil kalsiyum karbonatla doldurulmuştur.
Kristal kireçtaşları beyaz,bej ve soluk gri'dir. Bunların çoğunlukla
şistlerin üzerine uzandıkları gözlemlenir,ama bazı durumlarda da takoz şeklinde
oluşurlar. Yatak yüzeyleri bulanıktır ve kireçtaşları kırık yapılarla
doludur. Çok yoğun bir şekilde karstikleşmişlerdir.Karstikleşmeyi yönlendiren
kırıklar yağmur suyunun kendine çok derinlere nüfuz ederek bir rota
belirlemesinden dolayı genellikle dikeydir. K30°B(1) ve K47° D(2) şeklinde sıralanmış
iki ana kırık sistemi kireçtaşlan figüründe haritalandırılmıştır.
Eski karstik yapılar tarafından şekillendirilen traverten tortulan aynı
zamanda mağaranın etrafındada bulunmuştur.Traverten tortu eğimleri,
topografık eyimler, eski kaynak su akıntılarıyla birlikte devamlı güney
batıya doğru yönelir.Ballıca köyü etrafında oluşurlar.
KİREÇTAŞI
KARST ÖZELLİKLERİ
Ballıca Mağarası civarında üç yutak borusu, bir havalandırma bacası
ve bir karst çukuru bulunmuştur.Bütün bu karstik yapılar kireçtaşları içerisinde
aralıklı olarak yer almaktadır.Gözlemlere göre İnderesi'ndeki 40-80cnı
genişliğinde ve 160cm uzunluğunda oval bir girişi olan l no'lu yutak borusu
yağmurlu zamanlarda mağara içine dereden yüzey suyu geçişini sağlar (Şekil2).İnderesi'nin
hemen kuzeyindeki 2no'lu yutak borusundan kışın yağmur bulutları meydana
gelir.Bu yutak borusunun direk olarak mağaraya bağlandığı tahmin
edilir.2no'lu yutak bo-rusunun 120cm uzunluğundadır ve üst tarafı 45cm, alt
tarafı 50cm genişliğindedir.Bu deliğin kırılma yönü K15°B'dir.3 No'lu
yutak borusu ki burası ,1994'de bir yol kazısı esnasında keşvedilmiştir;
şist ve kireçtaşmın birleştiği noktada kireçtaşmın kuzey kenarına
uzanmaktadır. Bu deliğin oval girişinin yüksekliği 70 cm, genişliği 40
cm'dir. Mağaraya 80° 'lik bir eğimle uzanır, l No'lu havalandırma bacası
45 cm yüksekliğinde ve 30 cm genişliğindedir. 53 güneyden batıya doğru
inen ve 68 kuzeyden batıya doğru bir darbe yapan çatlak üzerinda mağara
girişinden daha yüksekte yer alır. l m derinliğindeki bir baca çökme ile
bloke edilmiştir. İnderesi'nin güneyindeki l no'lu su çukuru Ballıca Mağarası
etrafındaki en geniş karstik özelliğe sahiptir. 110-115 cm arasında değişen
giriş çapı vardır ve derinliği 12 m'dir. Girişinden itibaren genişleyen
bu çukuru 7-8 m uzunluğunda ve taban genişliği 3-4 m'dir (Canik ve Çörekçioğlu,
1985). Mağarayla bir bağlantısı olmadığına ve tepeliğin güneybatısında
yer aldığı tahmin edilir . Ayrıca su çukuru, yutak borusu ve havalandırma
bacasından başka mağara civarında 1.95 m'lik klintler vardır (Çelik ve
Canik, 1996).
BALLICA
MAĞARASINDAN ÇIKAN SULARIN KİMYASAL OLUŞUMU
Ballıca Mağarası'ndaki yer altı suyu meteorik kaynaklıdır ve kireçtaşı
çıkıntılarından süzülen yağmur suyu ve kireçtaşım kesen İnderesi'nden
dökülen yüzey sularım içerir. Yer altı suyu mağarada göletleşmiş gibi
görünmektedir; Ocak 1992'de mağaranın en derin bölümünde, girişten 75 m
aşağıdaydı.
Çalışma alanına en yakın hava kayıtları noktası Eylül 1995'te
operasyonlarını bitiren Turhal Meteoroloji Rasathanasi'ydi. 1990-95 araştırma
döneminde en yüksek yıllık yağış miktarı 498.6 mnı'di. 1995'in ilk
sekiz ayın-da toplam yağış miktarı 296.5 mm'di. 1995'te yıllık yağış
miktarmmsa ortalama 350-400 mm civarında olduğu sanılıyor. 1933-90 arasında
düşen ortalama yıllık yağış miktarı ise 413.4 mm'di (Şekil 4) ve çalışmalar
sürecinde de ortalama yıllık yağış miktarı hemen hemen aynıydı. Sonuç
olarak, 1933-95 yılları arasındaki yağış miktarı şablonunda hiçbir aşın
değişiklik olmadığı Sonucuma varılmıştır.
Kimyasal analizler gösteriyorki Ballıca Mağarası'ndaki *vadoz bölgeye
süzülen yer altı suları kalsiyum bicarbonat tipindedir (Şekil 5 - Tablo 2).
Vadoz bölgedeki suyun toplam çözülmüş madde içeriği (TDS) yeraltı sularıyla
karşılaştırıldığında daha düşüktür. Kısmen SC>42~ ve CI en düşük
konsantrasyonlardır.Sülfat ve Kloridli yer altı suyu zenginliği, mağaradaki
organik materyallerle teması ve vadoz bölgeden süzülme esnasında yer altı
sularına katılan sülfat ve klorid olarak açıklanır. NOa de yeraltı suyu
ve sızan suda benzer konsantrasyona sahiptir. Bu sulardaki SiOa kaynağı
muhtemelen kuvarz-şist'tir.
*
Vadoz bölge: Su seviyesi üzerindeki toprak kalınlığı.
BALLICA
MAĞARASININ JEOMORFOLOJİSİ
Ballıca Mağarası esas olarak iki yönde gelişmiştir. KD-GB
(1.Galeri) ve KB-GD (2.Galeri). (K38° B ve K47° D) Kireçtaşlan içerisindeki
kırılma sistemleri üzerinde yapılan ölçümlerle bu verilen yönler doğru
orantıda devam etmektedir. Mağara tabanı kuzey batıdan güneydoğu yönüne
doğru derece derece azalır ve kuzeydoğudan güneybatıya doğru düzensiz
seviyelerde uzar. Bu da bize mağaranın gelişme esnasında tekrarlanan
tektonik hareketleri gösterir (Böğli, 1980).
Mağara tabanını l. Galeride kısmen çökme bloklar kaplamıştır.
Aynı zamanda büyük miktarlarda kil ve organik maddeler vardır (bat guano).
Mağaranın kuzeyindeki Mahzen ve Çamurlu Salonu'na bağlantılı iskelelerle
ulaşılır, l m çapındaki iki dikey boru Fosil Salonu'nun tepesine doğru
uzanır. Yukarı çıktıkça daralırlar ama yüzeye ulaşmaz-lar. Büyük
Damlatatlar Salonu, Sütunlar Salonu ve Yarasalar Salonlarının kenarlarında sızıntı
sulardan oluşan havuz-lar bulunmuştur. Sızıntı suyun akışı mağara çökeltilerini
yıkayamayacak kadar yetersizdir. Yeni Salonun güneybatı bölümünde bir yer
altı suyu olmasına rağmen mağara içerisinde bir ırmak yoktur.Mağaranm diğer
bölümleri tamamen vadoz bölüm içersinde uzanır ve bu yüzden düşük
seviyeler hareketli basamakları belirginleştirirken mağaranın büyük bölümü
ya vadoz ya da kalıntıdır.
MAĞARA
OLUŞUMU
Ballıca Mağarası'ndaki oluşumları incelerken, galeriler en iyi şekilde
iki bölüm halinde çalışıldı.Galeri (Kuzeydoğu-güneybatı hizasında)
ve2.Galeri(kuzeybatı-güneydoğu hizasında).Her iki galeri farklı özelliklere
sahiptir. 1.Galeri tektonik hareketlere bağlı olarak düzensiz bir şekillenme
sergiler. 2.Galeri ise derece derece azalan yapısal bir seviyelerime gösterir.Bölgedeki
diğer mağaralardan farklı olarak Ballıca Mağarası'ndaki 2.Galeride olağanüstü
yapılar kaydedilirken 1. Galerideki yapıların diğer bir çok mağarada da
yaygın olduğu gözlemlenmiştir.
Çeşitli tiplerde geniş kapsamlı ikincil oluşumlar mağaranın girişinden
bitimine kadar her yerde bulunmaktadır. Bütün bu sarkıtlar (drapeli, damlataşlı,
makarna-şekilli, paraşüt-şekilli, soğan-şekilli, pırasa-şekilli),
dikitler, kolon-lar, sarkan yapılar, havuzlar ve mağara incileri gerçekten çok
önemlidir. Pasajlar ve sözde salonlar çoğunlukla tektonik hatlarla kesilmiştir
ve böylece ya aniden yönlerini değiştirirler yada seviyeleri gittikçe azalır.
Çünkü kolonlar genellikle kırık hatlar boyunca şekillenmiştir ve Büyük
Damlatatlar Salonu'nda kaydedilen çizgisel yapılar sergilerler. l.Galeri'de arızalı
bloklar yaygındır ve bazı bloklarda dikit ve kolonlar oluşmuştur. Faylar gösteriyor
ki muhtemelen mağaranın bugünkü şeklini almayı başardıktan sonra
kolonların bazı yerlerini sismik hareketler etkilemiştir. Büyük Damlatatlar
Salonu'nun kenarlarındaki küçük havuzların tabanları mağara incileriyle
kaplıdır. Bu salondan dikey pa-sajlarla geçilen Çamurlu Salonu bloklar, sarkıt
ve dikitler ve küçük havuzlar içermektedir. Mağaranın en yüksek noktasındaki
(+19 m) Fosil Salonu aynı zamanda Büyük Damlatatlar Salonuna bağlanır ve
tabanında bloklar oldukça yaygındır. Muhtemelen mağarada oluşan ilk salon
budur. Yarasalar Salonuna ise Fosil Salonundan girilmekte ve buranında tabanı
bloklaşmış ve 1.Galerinin tipik özelliklerini yansıtmaktadır.
1.
Galeri, 2.Galeri'den eğimli bir tabana sahip olan Çöküntü Salonuyla ayrılmaktadır.
Bu salonun taban seviyesi mağara girişine oranla 35 m.'dir ve Bloklu Mahzene
bir iskele bağlantısı ile geçilir. Çöküntü Salonundaki duvarlar tamamıyla
mağara oluşumlarıyla kaplıdır. Duvardan mağaranın merkezine kadar yatay
hatlar boyunca oluşan mağara şekilleri, salonda çok uzun zamandan beri şu
an ki girişten 32 m. aşağıda bulunan artan yeraltı suyu seviyesi olduğu-nu
gösterir.
Bu
seviyenin altındaki 2.Galerinin karstik özellikleri çok yenidir. Çöküntü
Salonunun ilerisindeki oluşumlar Sütunlar Salonuna doğru iri bloklar üzerinde
oluşmuştur. Sütunlar
Salonunun kuzeyinde havuzlar vardır ve bu salonun sütunları diğer
salonlardakilerden daha iridir.
Sütunlar
salonunun ilerisinde Mantarlı Salonu ve Yeni Salon vardır. Birincisi küçük
ve çoğunlukla bloklarla kaplı ve 1-3 m. arasında yüksekliği olan bir
sonraki Uçurumlu Mahzenine bağlıdır. Mahzen tabanının her yerine rastgele
dağılmış düzensiz bloklar mağaranın bazı bölümlerinde yapılması
gereken incelemelere kolay geçiş vermez. Manganez yoğunluğundan dolayı Uçurumlu
Mahzenindeki sarkıt ve dikitler çoğunlukla gri ve siyah renktedir. Uçurumlu
Mahzeni Büyük Damlatatlar Salonuna bağlıdır; tabi ki Bloklu Mahzende Çöküntü
Salonuna bağlıdır.
Karstik
özelliklerinden dolayı Yeni Salon Ballıca Mağarası'mn en ilginç bölümüdür.
Diğer salonlardakilere ben-zer karstik özelliklerin yanı sıra, pırasa biçimli
sarkıtlar, iri dikitler, serbest sarkıtlar (6.5m uzunluğunda) ve soğan biçimli
sarkıtlar kaydedilmiştir(l-2. resimler ve Kapak Resmi).Mağaranın en alçak
yerine
şaft
görünümlü bir rotayla Yeni Salondan geçilir ve farklı iki noktadan görülebilen
yer altı suyuna şaft görünümlü bir iskeleden ulaşılır.
Yer
altı sularının etkilendiği farklı oluşumlar:
1)
Kolonlardaki yatay kırıklar;
2)
İri dikit-serbest sarkıt oluşumu;
3)
Yüzeyde oluşan travertenler, mağaranın bazı evre gelişmleriyle ilgili önemli
bilgiler ,verir. Birinci maddeye, Çöküntü Salonunun tabanından 3nı. yukarıda
sınırlı kalsiyum karbonat oluşumuyla belirlenmiş daha önceki yeraltı suyu
seviyesi bir kanıttır.
Bu
seviyenin net yüksekliği l .053 metredir ki aynı zamanda yeni yer altı suyu
seviyesi (Ocak 1992) 1.010 metredir. Alçak akıntı rejimiyle nispeten sığ göletlerin
varlığı veya ikinci maddede belirtilen sarkıtların altındaki statik seviye
dikit oluşumunu engellemiş ama daha yüksek bir CaCOs birikimini engellememiştir.
Traverten yüzeylerinin daha yüksek irtifaları arasındaki fark ve son
zamanlarda oluşmuş yeraltı suyu seviyelerinin bu seviyeyi şimdikilerle eski
korunmuş traverten çökeltileri arasında en az 11 Om azalttığım göstermektedir.
Ballıca
Mağarasının asıl gelişimi yaklaşık 3.4 milyon yıl önce (Villafranchian
dönemi) başlamış olabilir (Steininger ve arkadaşlan, 1996). Çünkü sular,
soğuk ve yağmurlu dönemler sürecinde daha fazla COı içerir ve bunlar böyle
za-manlarda daha kolay eriyebilir ve karbonat parçacıklarını daha kolay geçirebilir.
Böylece daha sonraki gelişme hareketleri bölgesel iklim şartlarına paralel
olarak değişir. Diğer tarafta mağara şekilleri devamlı gelişirken, girişin
75m altında-ki su dolu karstik şaft içerisinde hareketli gelişme devam
etmektedir. Mağara şekilleri oluşumlarının yaşlarını belirlemek amacıyla
yapılan izotop çalışmaları hala yürütülmektedir.
Tokat
ilinin Pazar ilçesinde yer alan Ballıca mağarası,1085 metre yükseklikteki
Ballıca Mağarası, doğanın bu inanılmaz işçiliğinin dünya üzerindeki
en güzel örneklerinden biri. Ballıca Mağarası'nın ilk sakinlerinin, kanun
kaçakları, define avcıları ve çobanlar olduğu sanılıyor. Ancak mağaranın
resmen tespit edilmesi ve öneminin anlaşılması 1990-91 yıllarına rastlıyor.
Bu tarihten sonra mağaranın gezilmesini kolaylaştıracak bir yürüyüş
platformu ve doğal yapıya zarar vermeyecek bir ışıklandırma sistemi
kuruluyor. Yaz kış ortalama 18 derece sıcaklığın hüküm sürdüğü Ballıca
Mağarası, haşmetini gizleyen küçük bir galeriyle açılıyor. Giriş kısmının
hemen arkasındaki Havuzlu Salon'da, sıcaklığın biraz daha yüksek olması
(20o C) ve nem oranının düşüklüğü (yüzde 54) yüzünden, damlataşları
oluşturan kalsit kristalleri arasındaki bağ zayıflamış ve pul pul soyulmuşlar.
Havuzlu Salon'dan sonra, dar bir geçitten geçerek Büyük Damlataşlar
Salonu'na ulaşıyoruz. Dev boyutlu sarkıt ve dikitlerin arasında bir an başınız
dönüyor. Nesnelerin büyüklüğü ve kendi ebatlarınız konusunda garip bir
illüzyon yaşıyorsunuz. Bu bölümdeki oluşumların renk çeşitliliği de
insani hayrete düşürüyor. Kırmızı demir minerallerinden, sarı renk ise
demirin bir başka türü olan limonitten kaynaklanıyor. Mavi ve yeşil renkler
ise, bakırın türevleri olan azurit ve malakit li sulardan oluşmuş 18
metrelik bir inişle ulaşılan Fosil Salon'a, içinde yasayan ve
mikroorganizmaları yiyerek beslenen yarasalardan dolayı Yarasalı Salon da
deniyor. Mağaranın en genç ve en yeni oluşumlarının yeraldıgı bu bölümde,
halen gelişim halinde bulunan makarna sarkıtları (yavru sarkıtlar), mağara
gülleri, mağara iğneleri ile içi su dolu damlataş havuzları bulunuyor.
Buradan, yer yer 20 metreye yaklaşan kuyuların bulunduğu Çöküntü
Salonu'na geçiliyor. Daha çok mantar kayaların yer aldığı bu bölümden
sonra büyük sütunlar tarafından 3 ayrı salona ayrılan Muhteşem Galeri'ye
ulaşıyoruz. Galerinin en kuzeyinde bulunan Mantarlı Salon'un özelliği olağanüstü
irilikteki soğan sarkıtlar ve mantar şeklinde gelişmiş dikitler. Galerinin
orta bölümünde yeralan Sütunlar Salonu, adını salonu birçok odaya ayıran
makro sütunlardan almış. Yüksekliği 15 metreyi bulan salonun kenarlarında
damlatas havuzları bulunuyor. Sütunlar Salonu'ndan bir basamakla ayrılan Genç
Salon, mağaranın en yeni oluşumlarından. Girişten yaklaşık 50 metre aşağıda
yeralan bu salonda, hemen her tür damlataş oluşumu birarada bulunuyor.
Tabanda yeralan dikit ve havuzlar, yan yüzeylerde bulunan bayrak ve perde
damlataşları, tavanda ise büyük sarkıtlar, salonu bir damlatas müzesine çevirmiş
adeta. Tavanın giderek alçaldığı ve tabanla birleştiği mağaranın son bölümünde,
oluşumları halen devam eden çok sayıda soğan sarkıtı bulunmakta. Mağara'nın
şu anda gezilebilen salonları bu kadar. Ancak, çok dar bir geçitle inilen
alt kısımda, dev bir yeraltı gölünün bulunduğu biliniyor. Önümüzdeki yıllarda
yapılacak çalışmalarla bu bölümün de ziyarete açılması için çalışılıyor.
Mağaranın daha derinlerinde neler bulunacağı da şimdilik bir bilinmeyen.
Yan yolları ile toplam 680 metre uzunluğa sahip olan Ballıca Mağarası, dünyanın
pek çok yerindeki bilim adamlarının ilgisini üstüne çekmiş son yıllarda.
Mağaranın en önemli özelligi, mağara oluşumlarının her çeşidini
birarada bulundurması. Bu anlamda bir çeşit sarkıt-dikit oluşumları müzesi
niteliğine sahip. Dönüş yolunda, doğanın önümüze serdiği ihtişamdan
şaşkın, yine kavak ağaçları boyunca ilerleyen bir yoldan geçiyoruz. Gözümüzün
önünde yüksek dağlar, yemyeşil ova, meyva bahçeleri, bacalarından duman tüten
köy evleri ve tüm bunların arasında emeğiyle yeryüzüne biçim veren
insanlar var. İnsan ister istemez bu gördüklerini, Ballıca Mağarası'nda,
doğanın kendi kendine biçimlendirdiği, bir sanat eseri kusursuzluğunda
yarattığı oluşumlarla karşılaştırıyor ve insanın yaratma yetisinin,
kusursuzluk arayışının, kendi anası olan doğadan türediğini düşünmeden
edemiyor